Kalabalık bir yere girdiğinizde yürürken sanki herkes size bakıyor gibi hissediyor musunuz? Ya da sahnede repliğinizi unuttuğunuzda bunun çok önemli bir şey olduğunu? Olumlu olumsuz yaşadığımız olaylara başkalarının da aynı derecede önem vereceğini düşünme etkisine, spotlight effect deniyor. Bu yazımda bilinçaltımızın bize oynadığı bu oyundan bahsedeceğim.
Öncelikle isminden de anlaşıldığı üzere spot ışığı etkisi, yaptığınız her davranışın başkaları tarafından sanki siz sahnedeymişçesine fark edilmesi olarak tanımlanabilir. Her insanın hayatında en az bir defa bu etkiyi deneyimlediğini söylemek de yanlış bir bilgi olmaz. Altını çizmem gereken son konu da, sürekli bu şekilde hissetmenin anksiyeteye , ciddi derecede kaygı bozukluklarına, narsistik kişilik gelişimine ve daha birçok psikolojik rahatsızlığa sebebiyet vermesi.
Spot ışığı etkisi ile ilgili 2000’lerde “Tişört Deneyi” olarak geçen bir araştırma yapılmış. Araştırmada bir gruba üzerinde cringe olarak değerlendirilecek bir tişört giydirilmiş ve gruptaki katılımcılar onları gören insanların en azından yarısının bunu fark edeceğini düşünüp endişe duymuş; ancak sonuçlar sadece çeyreğinin tişörtü fark ettiğini doğrular biçimdeymiş. Öte yandan diğer gruba ise üzerinde Bob Marley, Martin Luther gibi toplum tarafından kabul görmüş ve sempati beslenilen insanların baskısının olduğu tişörtler giydirilmiş. Bu deney grubu da yine onları çok fazla insanın (iyi anlamda) fark edeceğini düşünmüş, fakat sonuçlar yine insanların yalnızca çeyreğinin dikkatini çekmesi olmuş.

Bu görüşü yenmenin en pratik yollarından biri, kendinizi 3. biriymiş gibi düşünmek. Örneklendirecek olursak, alışveriş merkezine gittiğinizde binlerce yüz görüyorsunuz. Kaçı aklınızda kalıyor? Ya da ilk defa gördüğünüz bir insan üzerinde en fazla kaç saniye düşünüyorsunuz? Çok olmasa gerek. Aslında bu tam olarak sizin için de geçerli; bazen herkesin kendi hayatı olduğunu, her gün onların da farklı farklı problemlerle karşı karşıya geldiklerini ve kendi hayatlarının baş kahramanları olduklarını unutuyoruz.
Evden çıkarken talihsizlik olur ya, bir çorabınızı farklı giymişsiniz. Dışarıda yürürken gördüğünüz herkesin o çorabı fark edeceğini, sizinle içten içe dalga geçeceklerini ve kendinizi rezil ettiğinizi düşünmeniz tamamıyla normal. Oysa bir de şöyle düşünün, şu ana kadar kaç insanın giydiği çorap aklınızda yer edindi? Dışarı çıktığınız zaman bir insanın çorabına ne sıklıkla dikkat ediyorsunuz? Bu tip soruları kendinize sormanız hem sizi rahatlatacak hem de aslında kafanızda büyüttüğünüz şeylerin sebebinin yalnızca kendiniz olduğu gerçeğiyle yüzleştirecek.
Spot ışığının kardeşi bir sanılgı da, “illusion of transparency” yani şeffaflık yanılsaması. Bu yanılsamaya düşmek de, hissettikleriniz hissettiğiniz ölçüde karşı tarafa geçtiğini düşünmenizle ilgili. Yani, üzgün veya kızgın olduğunuzda otomatik olarak bunu sizi gören herkesin de fark edeceğini düşünüyorsunuz. Bu tip bir yanılsama da kimi zaman sevdiğiniz insanların siz üzgünken bunu anlamadıklarını düşünüp size değer verilmediğini düşünmenize ya da sinirli bir anınızda size soru soran birine bir suçu yokken çıkışmanıza sebebiyet veriyor. Çünkü aslında ne demek istediğimizi, ne hissettiğimizi, ne yaşadığımızı 1. kişiden hissetmeye o kadar alışığız ki, empati yapma becerimizi zaman zaman kaybedebiliyoruz.
Spot ışığı etkisi de şeffaflık yanılsaması da hayatımıza stres getiren bilinçaltımızın psikolojik oyunları belki de. Başka bir açıdan baktığımızda da, abartı olamayacak derecede bulunmaları kendi benliğimiz açısından tıpkı diğer savunma stratejileri gibi makul bir düzeyde gerekli. Kim evden sürekli iki farklı çorap tekiyle çıkmak ister ki? Ne olursa olsun, bu durumları sık yaşamak kadar hiç yaşamamak da gayet normal. Yalnızca, sık yaşıyorsanız kendinizi rahatlatma yöntemleriyle bu durumu kontrolünüz altına rahatlıkla alabileceğinizi bilmenizde fayda var.